|
KISIRLIK (İNFERTİLİTE) TEDAVİSİNDE TÜP BEBEK YÖNTEMLERİ |
||
|
|
||
Tüp bebekTüp bebek tedavisi yan etkileri
Tüp bebek ve sık karşılaşılan sorular
Dr. Aydın
Demircan
|
Tüp bebek ile ilgili terimler ve anlamları
IVF (Tüp bebek): Kadının yumurtası ve erkeğin sperminin vücut dışına alınarak laboratuvar şartlarında ve bazı özel plastik kaplar içinde bir araya getirilerek, döllenmenin sağlanmasıdır. İşte, bu vücut dışında yapılan işleme IVF (in vitro fertilizasyon) veya tüpbebek denir. Vakaların % 10-15’inde yumurtaların tümü bu yöntemle döllenmeyebilir. Bu nedenle daha az kullanılmaktadır. Daha önce gebe kalmış ve doğurmuş kadınlarda daha başarılı olmaktadır. 1970’lerin başında rahim kanalları kapalı olan kadınların çocuk sahibi olabilmeleri için geliştirilmiş olan bu yöntem ilk tüp bebek olan Louise Brown’ın 1978’de doğması ile popülarite kazanmıştır. Kullanıma giren ilk yöntem olmasi dolayısıyla halk arasında kısırlık tedavileri içinde en bilinenidir.
ICSI ( İntra sitoplazmik sperm enjeksiyonu = Mikroenjeksiyon):
Sperm
hücrelerinde ileri derecede sayı, hareket ve şekil bozukluğu görülen erkekler için
geliştirilmiş bir yöntemdir. IVF ile döllenme elde edilemeyen vakalarda da
kullanılır. Mikroinjeksiyon işlemi, özel bir mikroskop kullanılarak her bir
yumurtanın içine seçilmiş bir adet sperm hücresinin yerleştirilmesidir. Tüp
bebek te kullanılan bir tekniktir. TESA (Testiküler sperm aspirasyonu) ve TESE (Testiküler sperm ekstraksiyonu): Verdiği örneklerde hiç sperm hücresine rastlanmayan, ancak testis lerinde sperm yapımı olan hastalarda, spermin testislerden iğne veya biyopsi ile alınarak icsi de olduğu gibi kullanılmasıdır.
Embriyo: Kadın yumurtasının sperm hücresi ile birleşmesi sonucu oluşan insan yavrusu taslağına embriyo denilir. Önce 2 hücreli olarak yaşama başlayan embryo hızla bölünerek hücre sayısını artırır ve genellikle döllenmeden 5-7 gün sonra rahim içindeki dokuya (endometrium) tutunur. Burada gelişmesi devam ettikçe plasenta (eş) adı verilen doku aracılığı ile anneden beslenmeye başlar ve bu arada kendi varlığını belli eden bir hormon salgılar. Bu hormonun anne kanında veya idrarında tesbit edilmesi için gebelik testi yapılır (hcg testi).
Assisted Hatching (Embriyo zarının inceltilmesi):
Normal şartlarda embriyo, rahime tutunmasından hemen önce, çevresini
koruyucu olarak saran tabakadan (zona) kurtulur. Zona tabakasının ileri
derecede kalın olması halinde, embriyo bu tabakadan dışarı çıkamaz ve rahime tutunamaz. Bu durumda embriyo rahime verilmezden önce
zona tabakasının bir kenarından inceltilmesinin,
gebelik şansını artırdığı ileri sürülmektedir. Ancak, bu teknikle embriyonun zedelenme
ihtimali az da olsa vardır. Blastosist transferi (Geç dönemtransfer-5. gün transfer):
Anne ve babadan alınan üreme
hücrelerinin birleşmesi ile embriyo denilen yeni bir yapı ortaya çıkar. Embriyo
sürekli bölünerek hücre sayısını arttırır. Genellikle embriyo, anne adayından yumurta
toplandıktan sonraki üçüncü gün, yaklaşık 7-8 hücreli safhada iken rahim içine
yerleştirilir (embryo transferi). Her zaman uygulanmamakla birlikte kaliteli embriyo sayısı fazla
ise embriyo gelişimi daha ileri safhalara kadar takip edilerek daha geç bir
günde (en geç 5. gün) embriyo transferi uygulanabilir. Böylece, embriyolardan
daha iyi gelişenleri seçme şansı olabilir, transfer ve rahime tutunma arasındaki
süre kısaltılmış olur. Embriyonun doğal ortamına dönüşünü geciktirmesi ve kalan
embriyoların dondurulması şansını azaltması, bu uygulamanın olumsuz yönleridir.
Ancak çok sayıda yumurta ve embryo gelişenlerde uygulanabilecek bir yöntemdir. Embriyo dondurulması (Cryopreservation):
Embriyo transferi
tamamlandıktan sonra elde kalan iyi kalitede embriyolar özel bir teknikle
dondurularak, daha sonra kullanılmak üzere saklanabilir. Donma ve çözülme
sırasında kalitesini koruyabilen embriyolardan oluşan bebeklerin özel bir sağlık
sorunları olmamaktadır. Ülkemizdeki ÜYTEM yönetmeliği embriyoların 3 yıl
saklanmalarına izin vermektedir. Dondurulmuş embryoların transferi taze embryo
kadar verimli olmamaktadır. Çünkü, donma işleminden açılan embryoların yaklaşık
% 30-50’ si ölmektedir. Preimplant genetik tanı (PGD): Embriyonun 8 hücreli safhasında bir veya iki hücrenin embriyodan alınarak genetik tetkik için kullanılması embriyonun gelişimine engel olmaz. Alınan bu hücreler kromozomal olarak incelenebilir ya da ailede bilinen genetik bir hastalık var ise, bu hastalık yönünden tetkik edilebilir. Sonuçta uygun nitelikte olan embriyolar, transfer için seçilir. Bu yöntemde gebelik şansı yarı yarıya azalmakla birlikte genetik hastalıklar için olumlu sonuçlar sağlar. Bu uygulamayı yapmak her hastada mümkün olmamaktadır.
Çocuk istiyorum |
özlem |
kısırlık tarifi |
kısırlık nedenleri | kısırlık
tanısı | terimler
|
tedavi |
ilaçlar | Bu site Dr. Aydın Demircan tarafından hazırlanmıştır. |
|